28 250 Courtesy of Korman Kocaismail 31

Türkce çevriler, İngilizce yazılan bölümden sonra devam eder

 

1378150_527154690702756_316057046_n

the 1571 map drawn by Jacomo Franco and copied by Abraham Ortelius in 1573 Lurucina is listed as ''Lorthina.'' it can just be seen in the centre on the left of the map, was actually based on the 1542 map of Leonida Attar

 

The 1542 map of Leonida Attar showed the name of Lurucina as ''Lorichina.'' Under the Venetian's it was in the Contrada di Visconta (District of Visconta)

In the 1571 map of drawn by Jacomo Franco and copied by Abraham Ortelius in 1573

 

                                                                                                                               Tarihin Türk'ce bölümü

 

Luricina’nın esrarengiz bir geçmişi bulunmaktadır. Güzel Lorenzia’nın efsanevi hikayeleri uzun zamandan beri bilinmektedir. Ancak tam olarak gerçeği kimse bilmiyor. Ben kendimi konu üzerinde uzman saymıyorum.Gerçek olan, 650 köy ve kasabası bulunan, ve tarihi muhtemelen 12-13üncü asırlara dayanan adamızda Luricina, en fazla o köyün yerlileri için önem taşır. Luricinalılar kendilerine ait çok kültürlü geçmişlerinin onları diğer bölge halklarına nazaran daha özel konuma getirdiğine inanırlar. Türkçe, Rumca ve İngilizce dilini konuşabilmeleri onlar için her zaman gurur kaynağı olmuştur. Dünyanın neresine yerleşirlerse yerleşsinler, Luricina köylüleleri her zaman bulundukları yerlere kolayca uyum sağlamayı beceren, ticarete yatkın, azimli kişiler olmuşlardır. Nerede oldukları köylerine karşı olan özlemlerini hiçbir zaman azaltmamış, aksine giderek artmıştır. Zaman aşımına rağmen köylüler her zaman köylerinde bulundukları zamanki mutlu günlerini anımsarlar. Uzun zaman önce kaybettikleri yakınları doğal olarak nostaljik anılarının bir parçası olarak beyinlerinde yerini korur. O zamanlar sade yaşam ve fakirliğin birlikte hüküm sürdüğü yıllardı. Aile bağlarının güçlülüğü aidiyeti artıran bir unsur idi. Ayrıca, diğer Kıbrıs’lıların ‘Linobambaki’ (keten ve pamuk) olarak bilinen yerel kültürlerine karşı takındıkları aşağılayıcı tavırlar, onları Kıbrıs ölçüleri üzerinde bir bağlılıkla birbirlerine sarılmalarına yol açmıştır.

 

Bu çalışmayı yaparken amacım köyümüz üzerine daha önce söylenenlere ilave etmek veya onları  sorgulamak değildir. Sadece bu bilgileri genç kuşaklar ve yaşlılarımız için yeniden tazeleyip geçmişimizin ilerideki nesillere aktarılmasını sağlamayı amaçladım. Acı gerçek şudur ki 50 yıldan beri süregelen göçler bu güzel, eşsiz köyümüzün nüfusunu korkunç şekilde azaltıp 1878 yılında İngiliz sömürge dönemi zamanındaki nüfusun altına çekmiştir. Politika, yoksulluk ve modern seyahat bu kötü durumun gerçekleşmesinde rol oynayan unsurlar olmuştur. Ancak kesin olan bir gerçek var. Şimdi İngiltere, Amerika, Avustralya, Türkiye, Kanada veya dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan Luricinalıların büyük çoğunluğunun kalbleri herzaman Lorenzia Vadisinde atacaktır.

 

****************************************************************************************

 

Venedikliler dönemindeki haritalarda Luricina Lorthing olarak isimlendirilir. 1540lı yıllarda ise Visconta eyaletinde Lorichina olarak kayıtlarda görülmektedir. Bu, orijininin muhtemelen 12-13üncü yüzyıl Luzinyan dönemine dayandığını gösterir. 1500lü yılların başında Venedikliler zamanında yapılan sayımda köy halkının çoğunun Ortodoks Rumlardan, küçük bir bölümünün ise Latin topluluklardan oluştuğunu görürüz. Civar köyler olan Damalia, Aya Zorzi, Aya Marina, ve Malloura da az sayıda Latin köylüler içeriyordu. Bu köyler arasında en detaylı sayım bilgileri Malloura köyüne aittir.  

1565 kayıtlarına göre Malloura köyünde kölelikten azledilmiş 81 yetişkin yaşıyordu Bir serf, yani tarım işçisi kadının azledilmiş bir erkekle evlenmesi sonucu doğan ‘francomates’ denilen kişiler gerçi serbesttiler, ama hala Latin Lordların hizmetçisi idiler). Kadın ve çocuklarla birlikte Malloura köyünün nüfusu 196 civarında idi. [1]

Malloura’nın orijini Romalılar dönemine kadar uzanır. O dönemde köyün nüfusu 188 ile 258 civarında idi. Arab – Bizans dönemlerinde terkedilen köye, Luzinyanlar döneminde tekrar geri dönülmüştü. O zamanlar köy oldukça varlıklı idi ve köy halkı geçimini tahıl,bağ, meyve bahçeleri ve çobancılık gibi uğraşlardan sağlamaktaydı. [2]

Bölgede tarımla uğraşan ilk köy Athienou köyü idi. Köy Milattan Önce 1. Yüzyılda, bir Roma İmparatorluğu eyaleti olarak kurulmuştu. Luricina’nın kuzeyinde ise bölgenin en eski köyü olan Idalion köyü bulunuyordu. Bu köy Elen egemenliğinin ilk zamanlarında, 3000 yıl kadar önce kurulmuştu.

 

Venedikliler zamanındaki 1562 Nüfus Sayımına göre Kıbrıs’ta devlete ait 246, asil ailelere ve Kiliseye ait 567 köy bulunmaktaydı. [3] Köylüler hiç toprakları olmayan kiracı konumunda idiler. Venedikliler zamanındaki feodal sistemin daha iyi anlaşılması için kısa bir açıklama yararlı olacaktır. Sınıfsal farklılıklar adanın yönetilmesinde önemli bir rol oynamaktaydı. Paroiki / Parici ve Perperiarii sınıfları en alt tabakadaki sınıfları teşkil etmekteydi. Paroiki (Parici) sınıfı mensupları vergilerinin bir parçası olarak haftada iki gün Lordların kölesi olarak çalışmak zorunda idiler. Ek olarak çalıştıkları tarlalardan elde edilen mahsulün yüzde 20 ile 66sını üzerlerinde tamamen hakimiyeti olan Lordlara vermek zorunda idiler. Bu sınıfa mensup kişiler köle muamelesi görmekte ve onlara ölüm cezası hariç her istenilen ceza verilebilmekteydi. Paricilerden ayrılarak ikinci sınıf tabakayı oluşturan Perperariiler ise serbest (kölelikten azledilmiş) konumuna gelebilmişlerdi. Perperarii ismi, bu insanların “hyperper” denilen ve vergi olarak ödedikleri altın paralara verilen isimdi. Lefkoşa’nın devlet çalışanları ve varlıklı kesiminin çoğunu Perperiarii sınıfı oluşturmaktaydı. Fakat bu, onları her iki sınıfa da hor gözle bakan Venedikli Lordların haşminden korumuyordu. Üçüncü sınıf olan Lefteri (Eleutheroi), aynı zamanda Francomati olarak da bilinmekteydi. Bu sınıf lordlarına yüklü miktarda ödenek vererek serbest olabilen Parici sınıfı içerisinden gelmekteydi. Ancak bu sınıf da mahsullerinin yüzde 10-20 sini kendilerini azleden lordlarına vermek zorunda idiler. Ayrıca Krala da kendilerine verilen ayrıcalıklar için vergi ödemek zorunda idiler. Lefteri (Francomati) sınıfı serbest olmakla birlikte sıradan hakimlerin hakimiyeti altında idiler. [4]

82 yıllık Venedikliler döneminde, Osmanlılar döneminde olduğu gibi Kıbrıs nüfusunda aşırı değişimler görülmektedir. Aşağıdaki tablo bu değişimlere örnek teşkil etmektedir.

 

Aşağıdaki statistikler ve kaynaklar Halil İnalcık’ın ‘Fetihten Sonra Kıbrıs’ta Osmanlı Siyaset ve İdaresi’ ve ‘Tarih Araştırmaları, Uluslararası Tarih Jurnalı’ kitaplarından alınmıştır.

 

                                                (Parici. Topraksız köylüler).    Francomati (Azledilmiş köleler).      Toplam

15. Yüzyil sonunda Parici            47,185                                    77,066                                       124,251

1540 (F. Attar, M.L. III, 534)          70,050                                    95,000                                     165,050

1562 (B Sagredo, M.L. III,541)     83,653                                   47,503                                       131,156. [5]

 

Bu istatistiklerden görüldüğü gibi, köylü sınıfın nüfusundaki aşırı değişimlere ragmen adanın nüfusu 82 yılda pek çoğalmadı.Fransız araştırmacı Gilles Grivaud, Derek Counts, P. Nick Kardlias ve Michael Toumazou’nun düzenlemesini yaptığı ‘Malloura Vadisinin Geçmiş ve Şimdiki Arkeolojisi’ isimli kitaba vurgu yapmış ve Luricina bölgesinin tarihi üzerinde bilgimizin gelişmesine neden olmuştur. Bu yazar ve araştırmacılar, Venedikliler döneminin sonlarında Luricina ve civardaki köyler ve nüfusları üzerinde bizlere açıklayıcı bilgiler vermektedirler. Verdikleri detaylar muhtemelen 1562 veya 1565 kayıtlarından alınmıştır.

 

Adı geçen bazı köyler:

 

Malloura 81, Francomates (Malloura üzerine daha fazla bilgi için kazı haritalarına ve sayfa 1 deki tarihsel arşiv materyallerine bakınız)

Athienou / Atirne  61

S Zorzi  (Petrofan ? ) 1

Damidia / Damalia) 31

Lympia  88

Louroujina / Lorthina  186

Potamia  66

Dhali  158. [6]

 

Önemli bir not: Yukarıdaki figürlere kadın ve çocuklar dahil olmayabilir. Birinci paragrafda gördüğünüz gibi Malloura’daserbest (Francomate) 81 kişi yaşamaktaydı. Ancak köyün nüfusu 196 civarında idi. Bu durumun Luricina için de geçerli olduğunu varsayarsak köy nüfusunun 300-350 olduğu anlaşılabilir. Ancak bu pek ihtimal dahilinde değildir.Yeterli arşivsel delil eksikliğinde sadece spekülasyon yapabiliriz.

 

Yukarıdaki bilgilerden Luricina’nın zamana göre büyükçe bir köy olduğunu anlıyoruz. Nüfusu Athienou (Kiracı Köy) ve Dhali’den (Dali) daha büyüktü. 1572 yılında yapılan Osmanlı sayımında 27 aile ünitesi üzerine detaylı bilgi verilmemektedir. Makul bir tahminle nüfusun 100-130 civarında olduğunu varsayabiliriz. Bu, nüfusda bir azalma olduğunun kanıtıdır. Açıklama olarak bunun kesinlikle bir Latin unsuru olduğu kabul edilebilir. Fetih esnasında bazı ailelerin Luricina'ya ve başka bölgelere transfer edildiği ve savaştan sonra Osmanlı yerleşiklerinin varlığı da anlaşılabilir. [7]  

Latin ailelerin evlerini terketmesiyle bu evler yeni yerleşiklere ve savaş galibi askerlere verilmişti. Osmanlı düzeninin belki de en önemli reformu, köylülerin toprak ve mal varlıklarına sürekli kira sistemi ile sahip çıkmalarına ve çocuklarına miras olarak devretmelerine izin verilmesi idi.  

Müslüman olmayan nüfustan alınan vergi pek tabii iki din arasındaki farklılığı öne çıkarıyordu. Ancak Hristiyan dinine mensup olanlar askerlik hizmetinden muaf tutularak büyük bir avantaj saglıyorlardı. Çoğu zaman harblerde ölüme gönderilen Müslümanlar aile topraklarını geliştirmeye vakit ayıramıyorlar, Hristiyanlar ise askerlik sorunları olmadığından ticaret ve diğer işlerine yoğunlaşıp Müslümanlara nazaran daha başarılı oluyorlardı. Yine de bazı Hristiyanlar mevcut durumdan hoşnut olmadıklarından Müslümanlaşma yoluna gittiler. Bunların çoğu Latin nüfustu ve diğer Ortodoks komşularının ve adanın yeni Osmanlı sahiplerinin tepkisinden kendilerini korumak için bu yolu seçmişlerdi. Müslümanlığı seçmekle hayatlarını kurtarmayı ve günlük yaşamlarında daha güvenli olmayı amaçlamışlardı. Aradan birkaç yıl geçitikten sonra Latinlerin karşılaştığı ayrımcı tavırlarda azalma kaydedildi. Athienou gibi bazı civar köylerde dinlerini uygulamaları serbest bırakıldı. Ancak sadece ağır işlerde çalıştırırlardı. Bugün dahi Kıbrıslı Türkler Athineou köyüne “Kiracıköy” olarak bilirler.

Osmanlılar tarafından Luricina (o zamanki ismi ile “Lorthina”) üzerine 1572 yılında yapılan vergi değerlendirmesi kayıtları Köyün Venedikliler zamanındaki durumu göstermeleri açısından ilginçtir. Bu bilgilerin kaynağı Halil İnalcık tarafından yapılan araştırmadır (Kıbrıs’ta Fetihten sonra Osmanlı İdaresi ve Siyaseti, Sayfa 21, cetvel 2). [8]

 

Nüfus                                       Ispenje

 

Ev Sayısı      24                      Adult males      27

Bekar              3                      Total tax         810

Dul                  0

 

Vergi                                                        

Buğday    900

Arpa      1,050

Keten       -  

Pamuk    -

Meyve     975

Zeytin        55

 

Aidat

Arı Kovanları            10

Kozalar                      -

Bahçe mahsulleri       -

Koyun vergisi            20

Domuz vergisi           40

 

Ceza ve diğer aidatlar   95

Mirasçısı olmayan mal ve diğer  75

Kırsal vasilik              -

Değirmenler                           -

 

Toplam                     4,030

 

Ahmet Gazioğlu tarafından verilen bu bilgilerin orijini Halil İnalcık’ın araştırmasından alınmıştır. Araştırmanın 182inci sayfasında alınan vergilerin mal ve mahsullere göre toplamı verilmektedir.

İlk Osmanlı nüfus sayımına göre Hristiyanlardan alınan askerlik muaf vergisi, ödedikleri toplam verginin yüzde 26, 27si kadardı. Venedikli Lordlar için çalıştıkları iki gün bir güne indirilmişti. Bu Luricina köylüleri için büyük bir rahatlama sayılırdı. Kendi tahılları için harcaycak bir ek gün elde etmiş oluyorlardı. Diğer başka bir avantaj, topraksız köylülerin üzerinde çalıştıkları toprakların devamlılık prensibi ile kendilerine bırakılması olmuştu.Ayrıca bu topraklar erkek çocuklarına miras olarak bırakılabilecekti. Bu uygulama köylülerin toprak sahibi olmalarını sağlıyordu. Ancak tapu uygulaması 1800 lü yılların ortalarında başladı. Toprak sahipliğinin isbatı için iki kişinin ve ek olarak İmam veya Papazın tanıklığı yeterli idi.  

 

1572 yıılında Lurucina’ın vergi yükümlülüğü

 

Jizye                               Tüm vergiler           Toplanan vergi yüzdeliği         yetişkin bir erkeğin

vergi yükümlülüğü          1,620                         5,704                     54            210. [9]

 

 

 

Yukarıdaki vergi ödeyen nüfus sayısına bakıldığında kadın nüfusunun eşit olduğu, çocukların ise nüfusun yarısını teşkil ettiği tahmin edilebilir. Bazı engelli ve yaşlı erkekler de tabiatıyla askerlikten muaf idiler. 1572 yılında Türk nüfusunun henüz büyük sayılara ulaşmadığından nüfusun çoğunluğunun Hristiyan nüfustan oluştuğunu tahmin edebiliriz. 1643 Nüfus sayımında Hristiyan nüfus içeren ev sayısının 41 olduğu görülür. [10] Bu bilgilerin toplandığı zaman henüz o tarihteki Müslüman nüfus sayısına ulaşamamıştık. Ancak şunu söyleyebiliriz. Türkiye Başbakanlığı Arşivlerinden elde edilen “Iskan Defteri” (Kamil Kepeci, 2551 numaralı defter) bilgi, 1572 yılında Luricina’ya bazı yerleşik nüfusun aktarıldığı doğrultusundadır. Bu konuda aşağıda daha fazla bilgi verilmiştir.

 

Adanın Osmanlılar tarafından fethinden sonra vergi sistemi yeniden düzenlenerek halka uygulanan vergi yükümlülüğü hafifleştirilmiştir. Aşağıdaki tablo, özellikle varlıksız halkın vergi yükümlülüğünün nasıl hafifletildiğini gösterir. [11]

 

Venedikliler Dönemi                                          Osmanlılar Dönemi

 

İki gün zoraki çalışma                                          Bir gün zoraki çalışma

60,80 veya 90 akçe (para birimi)                      30 akçe ispenje vergisi (Hristiyanlardan)

 

Sabit Vergi Miktarı

5 akçe kişi başı tuz vergisi                         Kaldırıldı

60 akçe yeni doğan her katır için               Kaldırıldı

25 akçe her inek için                                   Kaldırıldı

25 akçe her kısrak için Kaldırıldı

 

Doğumdan

1 akçe her koyun için yıllık                           Kaldırıldı

1 akçe her kuzu için Kaldırıldı

                                   

Tahılın üçte biri                                    Kaldırıldı

 

Bağlık Alanlar                                              

Her dönüm arazi için 1.5 akçe             Kaldırıldı

                                     

Müslüman olmayan nüfus için yeni bir vergi sistemi yapılandırıldı ve onlara ailenin gelirine göre 60, 80 veya 100 akçe vergi uygulanmaya başlandı. Bu vergiye cizye denildi, ve bunu ödeyerek Müslüman olmayan nüfus askerlikten muaf oldu.

 

Kıbrıs’ın Osmanlılar tarafından fethinden önce adada Venediklilerin çoğu Rumca konuşan nüfustan oluşan Ortodoks Hristiyan çoğunluk nüfusa uyguladığı baskıcı, ayrımcı bir dominasyon hakimdi.Osmanlıların adaya gelmesiyle kontrol Ortodoks Kilisesin devredildi. Bu, Latin nüfus için feci bir durum teşkil etti. Birçokları adadan kaçtı. Bazıları katledildi, bir kısmı da kurtuluşu Müslüman olmakta buldu. Bizim için öncelikli soru Luricina’nın Latin mi, Ortodoks mu olduğu veya nüfusun Türkiye’den gelen göçmenlerden mi oluştuğu sorusudur.  

Yazılı arşiv bilgisinin eksikliğinde bu soruya kesin bir cevap vermek oldukça güçtür. O yüzden Luricina üzerindeki bilgimiz sonuçsuz kalmaktadır. Şu an Osmanlı arşivlerinin taranıp bilgimizin geliştirilmesi için muazzam çabalar harcanmaktadır.Yeni arşiv materyallerinin şu an yapılan çevirisiyle ileride daha fazla bilgiye ulaşmamız mümkün olacaktır. O zamana kadar az sayıda da olsa dini kalıntılar ve tarla ve tepelere verilen isimler bize belki bir ipucu verebilir. Bu bağlamda ilk sormamız gereken soru Florenzia/Lorenzia hikayesinin gerçek payı olup olmadığı olmalı. Malesef ne kadar da çekici olsa bu konuda herhangi bir kesin delil bulunmamıştır. Dr. Ata Atun’un “2500 Yıllık Tarihin Derinliğinde Kıbrıs’ın İsimleri ve Mekanları” isimli kitabında Luricina’ın ismi Lorthing ile başlar. Bu sonradan Loorezena ve Louroujina, son olarak da Akıncılar olarak değişime uğrar. [12]

Lorenzia’nın hikayesinin nasıl ve ne zaman oluştuğu nesillerce çözülememiş esrarengiz bir olaydır.  Belki de gerçeği hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. 1831 Nüfus Sayımı da bu hikayenin mitolojik niteliğini açığa çıkarmıştır. Çünkü bu sayımda köyde bir kuyu olduğu üzerine hiçbir delil yoktur. [13] Hatırlatma olarak okurlara hikayenin başlangıcında Lorenzia’nın ailesi ve davarı için köydeki bir kuyudan su çektiği anlatılmaktadır.

 

Latin toplumu Ortodoks Rumlardan daha az olduğu halde Ay Sozomenos, Bodamya ve Lorthina (Luricina) çevresinde geniş toprak parçalarına sahiptiler. Aya Marina kilisesi aslında Bir Latin kilisesi idi. Hristiyan nüfusa uygulanan vergi sayımını içeren 1643 tarihli, 8428 numaralı Cizye defterine göre Aya Marina köyünde 13 hane (aile ünitesi) bulunuyordu. Ağustos 1735 tarihinde şiddetli bir deprem sonrası köy nüfusu orijinal adı Limbya olan köye taşındı. O zamanlar şüphesiz Latin nüfus, Ortodoks nüfusun çok altında idi. Zamanla çoğu Latinler ya Müslüman ya da Hristiyan oldular.

Kıbrıs’ı Osmanlılar döneminde ziyaret eden M de Cesnola’ya göre “Linobambaki” lerin çoğunluğunun orijini hayatlarını kurtarmak için Müslümanlaşan, ama gizlice Hristiyanlığı uygulayan Latinlerden oluşmaktaydı. Sonradan aralarında Sir Harry Luke ve Rupert Gunnis de olan bazı tarihçiler bunu doğrulamışlardı. [14] Ancak bu tarihçilerin vurgulamadıkları konu, 1700 lü yılların ortalarından başlayıp 1800 yıllarının başlangıcına kadar olan dönemde köye gelen Türk ailelerin köyün etnik yapısını tamamen değiştirdiğidir. [15]  O dönemde yapılan nüfus sayımlarından elde edilen veriler köyün bugünkü genetik yapısının 16ncı yüzyılda değil, çoğunlukla bu dönemde oluştuğunu gösterir.

 

Bölgede tabii ki başka kiliseler de bulunmaktaydı. Eski Larnaka, Lefkoşa yolu üzerindeki Aya Philidhitiosa bunlardan biridir. Unutulmaması gerekir ki nisbeten az nüfuslarına göre 1831 yılında inşa edilen Rum kilisesi Ay Andronicos, ve Panayi ile Ay Epiphanios kiliseleri de 1950li yıllara kadar oldukça faaldılar. Rupert Gunnis’e göre, St. Epiphanios Kilisesinde bazı yenileme çalışmaları yapılmış, ancak bu restorasyonlar kilisenin iç görünümünü bozmuştu. Rupert Gunnis’in köye 2 mil uzaklıkta ve ana Larnaka yolu üzerinde olduğunu belirttiği Bizans Kilisesi St. Katerina hakkında cevaplanmamış sorular bulunmaktadır. [16] Bu kilise 1935 yılında hala vardı, ancak köyün yaşlıları onun varlığı hakkında hiçbir bilgiye sahip değiller. Garip olan birçok bölge haritalarının da St. Katerina kilisesini  göstermemesidir. Neden? Bodamya köyünde de bir Ay Katerina kilisesi vardı. Ama Rupert Gunnis konumundaki bir tarihçinin bu kiliseleri karıştırma yanlışlığı yapacağı düşünülemez.Üstelik Gunnis kilisenin Luricina’dan 2 mil uzaktaolduğunu belirtiyor. Esasında Gunnis’in belirttiği yerin Aya Marina olduğu kanısına varılabilir.    

 

Köydeki cami, çoğu kiliseler kadar eski değil. Şimdiki cami 1800 yıllarının sonuna doğru veya 1900lu yılların başlangıcında inşa edilmiş olup, minaresi 1930lu yıllarda eklenmiştir. Caminin merkezi konumu bazı ailelerin Osmanlı döneminin başlangıcında köye yerleştikleri ipucunu verir. Ancak garip olan caminin hemen yanındaki arazilerin sahipleri Tahura ailesinin (örneğin İsmail Ali ‘Gicco’) köye Türkiye’den 1700lü yılların sonunda veya 1800lü yılların başlangıcında geldiği biliniyor.Sorulması gereken bu arazilerin Mustafa Sarı Tahura tarafından satın alınmazdan önce kime ait olduklarıdır. İngilizlerin Kıbrıs’ı devraldıkları 1878 yılından sonra, 1882 Lord Kitchener haritaları caminin varolduğunu göstermektedir, [17] aynı bina olmayabilir ama cami olarak kullanılan daha küçük bir bina görünüyor.Bu gerçeği kanıtlamak için daha fazla araştırma gerekimektedir.

 

Galaba, Pekri, Laos, Mavri ve Kavaz’ın ataları cami ile köyün içerisinden akarak geçen dereve eski Türk mezarlığı arasındaki bölgeye yerleşmişlerdi. Bu onların Luricina’nın eski eşrafları olduğunu mu kanıtlıyor? Mehmet Katri aile ağacının Luricina’nın en eski ve geniş aile ağaçlarından olduğu kanıtlanmıştır. 1878 yılındaki Osmanlı nüfus sayımı çevirileri bunun gerçek olduğunu gösteriyor. 1700lü yıllarda köy civarına yerleşen Arab Siliono ailesi kronolojik sıralamaya göre hangi ailelerin köye yerleştiği konusunda ipucu verebilir. Ancak başka garip şey kaydedilen aile ağaçlarının 9/10 nesil geriye gitmesidir. Şüphesiz Türklerin gelmelerinden çok önce köyde küçük bir Rum nüfusu bulunmaktaydı. Ancak sitede ne bu Rum aileleri ne de köyün kurucuları oldukları söylenen Latin toplumları üzerine herhangi bir bilgi bulunmuyor. Ayrıntıları doğrulamak ve kesin bilgilere ulaşabilmek için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Rum toplumunun varlığı kayıtlara eklendikçe onların 1700 yılların ortalarından itibaren sayıca daha az olduklarını öğreniyoruz. 1643 nüfus sayımındda kaydedilen 41 hane Hristiyan nüfus, o yıllarda Rum nüfusunun 1831 sayımından daha fazla olduğunu gösterir. [18] Rum nüfusun adayı 1700 yıllarının ortalarında kötü etkileyen veba, kuraklık, sıtma gibi nedenlerden dolayı terkettikleri tahmini doğru bir tesbit olur. [19] Bazıları da yakınlardaki Limbya / Olympia köyüne yerleşmiş olabilir. Bu durum yeni ailelerin, yani bizim ailelerimizin köye yerleşmesinin önünü açmıştır. 13 hane barındıran Aya Marina da 1643 yılında yukarıdaki aynı nedenlerden dolayı ve köyün yıkımına neden olan depremden dolayı terketmişler ve birçoğu Limbya köyüne yerleşmişti.                

 

İlerideki araştırmalara ışık tutacak nitelikte olan ve 1572 yılında yazılan ‘Mevkufat Defter’ Anadolu’nun çeşitli yörelerinden Kıbrıs’a transfer edilen 1689 ailenin kaydını içerir. [20] Sorulması gereken bunların kim oldukları ve hangi bölgelere yerleştikleridir. İleride belki bu bilgileri içeren dökümanlara ulaşma imkanımız olur.

 

Konu üzerinde tartışma teşvik etme açısından aşağıdaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Başka kişiler değişik sonuçlara varabilir.

Bir kısım yaşlılarımızın bazı köylülerimizin Maronit orijini olduğu konusunda şüpheleri bulunuyor. Delil olarak da Aya Marina kilisesi gösteriliyor. Bu tahminin doğru olmadığını iddia edebilirim. Şu sebebten; 1596 yılının Ağustos ayında ve Mart 1597 tarihlerinde Osmanlı fethinden sadece 14-15 yıl sonra Din Bilimi dalında Perugia Profesörü Girolamo Dandini adayı ziyaret etmişti. Misyonu Lübnan Maronit toplumunun yaşam şartlarını araştırmaktı. Kıbrıs Maronit toplumu üzerindeki raporu, adada yaşayan Maronit toplumunun 19 yerleşim alanını belirtiyor. Rapor Luricina’dan hiç bahsetmiyor. Ayia Marina bu listenin içinde yer alır. [21]

Aşağıdaki bölüm Guita G Huorani ve Palmieri’nin de aralarında bulunduğu yazarların kitaplarından alıntıdır. En ilginç bölüm 1636 yılında Luricina’da gerçekleşen din değişimleri üzerinde yazılan bölümdür. 1905 yılında Palmieri’nin iddiası Jerome Dandini’nin 1596 yılında Kıbrıs’ı ziyareti sırasında yazdığı ve 19 Maronit köyleri arasında Luricina’nın olmadığını gösterdiği rapora ters düşen niteliktedir. [22] Bu sitede kaydedilen ailelerin 10/11 nesil öncesi geçmişlerini gösteren kayıp zamanı meydana çıkarabilsek köyümüzün tüm ailelerinin tarihini belki de tamamlayabileceğiz.

 

                       

Osmanlı Hakimiyeti altındaki Kıbrıs’lı Maronitler (1571 -1878)

Diğer Hristiyanlar gibi ‘Kafirler’ olarak tanımlanan Maronitler, Osmanlılar döneminde aynı zamanda ‘Süryaniler’ olarak da biliniyordu (Jennings 1993: 132, 148-149). Osmanlı Hakimiyeti adadaki Maronit topluluğunun erimesine neden oldu. Ölüm, esaret ve göç nedeniyle nüfusları yokolan köyleri Maronitlerin adeta yokolmalarına neden oldu. Onlara uygulanan baskı, ayırımcılık ve vergi yüzünden papazları ve başpiskobosları yerli konumlarını kaybettiler.

Adanın Rum nüfusunun Osmanlıların fethi esnasında tarafsız kalmalarına karşı, Maronit nüfus Latinlerin yanında Osmanlılara karşı savaşmıştı. Bu yüzden yerleşim alanları yerle bir edildi. Adanın tamamen Osmanlı hakimiyeti altına girmesiyle Maronitlerin Latinlerle olan birlikteliği cezalandırıldı. Aynı şekilde Rum toplumu da Venedikliler zamanında kendilerine Katolikler tarafından uygulanan zulümü anımsayarak geriye kalan Katoliklerin çoğu Maronit olduğundan dolayı onlardan intikamlarını alma yoluna gittiler. Osmanlılar ve Rumlar birlikte bu şanssız topluma, Maronitlere karşı çok acımasızca davrandılar. (Palmieri 1905: makale 2462, Cirilli 1898: sayfa 14-15). 1572 yılında Maronitlerin 33 köyü bulunmaktaydı ve Piskoposları Carpasie vilayetindeki Dali Manastırında ikamet etmekteydi (Palmieri 1905: makale 2462).

Osmanlılar döneminde 14 Maronit köyü yokoldu. 1596 yılına gelinceye kadar, Osmanlıların adayı fethinden 25 yıl sonra Maronit köylerin sayısı 19a düştü (aynı kaynak 1905: makale 2462, Dib 1971: sayfa 177). Osmanlılar Maronit nüfusa çok yüksek vergi uyguladılar ve onları hainlikle suçlayarak tahıllarını talan ettiler, eşlerini ve çocuklarını kaçırıp esarete maruz ettiler (Cirili 1898: sayfa 20). Birçok Maronit adanın savunması esnasında hayatlarını kaybetmişlerdi. Birçokları sonradan katledilmiş, esir olarak alınmış, bazıları da zulümden kaçmak için adanın her tarafına dağılmışlardı. Köylerinde kalmayı tercih eden Maronitler acınacak durumda idiler (Cirili 1898: sayfa 14-15). Bir grup Lübnan’a kaçtı, bir diğer grup ise Venediklileri takip ederek Malta adasına sığındı (aynı kaynak 1971: sayfa 177). Geriye kalanlar ise sadece Osmanlıların değil Rumların da boyunduruğu altına girmek zorunda kaldılar. Onlara karşı uygulanan bu davranışlar Maronit ruhban sınıfının (dini liderlerin) niye artık Kıbrıs değil, Lübnan’da yaşamayı tercih ettklerini açıklar. Maronitlere karşı işlenen katliamlar, onların nüfusunun ve aynı zamanda köylerinin sayısının azalmasının direkt sonucudur. Bu dönemde Maronitlerin ruhani liderleri Piskopos Youssef (1588 ve sonrası) ve Piskopos Youhanna (1588-1596) idi (Daleel 1980: sayfa 108).  

   

Osmanlıların hakimiyeti sırasında bazı avantajlar kazanan Rumlar, Katoliklere karşı intikam eylemlerine başladılar. Adada tek kalan Katolik toplum Maronitler olduğundan Rumların intikamı onlara yönelikti.(Palmieri 1905: makale 2464).İntikam Maronit kiliselerinin ele geçirilmesi ile başladı. Gerekçe olarak Maronit ruhani liderlerinin Venediklilerin tekrar adaya dönmeleri için Osmanlılara karşı komplo kurdukları iddiasını kullandılar. Bunun üzerine Osmanlı yönetimi Maronit topluma karşı saldırıya geçti. Birçok Maronit katledildi, hapis edildi veya esarete mahkum edildi. Birçokları da Rum Ortodoks kilisesinin boyunduruğu altına girmeye zorlandı. Bu zulüm, aralarında Maronitlerin de bulunduğu çok sayıda Hristiyanların bir kurtuluş yolu olarak İslam dinine geçmelerine neden oldu (Cirili 1898: sayfa 11,21; Palmieri 1905? Makale 2468).

 

1636 yılına gelindiğine giderek artan baskılar sonucunda Müslümanlaşma süreci hız kazandı.“Yeni düzenin yarattığı aşırı baskılara tahammül edemeyen kişiler gerçek inançlarını gizleyerek Müslüman oldular. Bunların çoğu kuzey dağlık alanlarda ve kuzey kıyılarında, özellikle Tellyria, Kambyyli, Ayia Marina Skillouras, Platani, ve Kornekepos köylerinde yaşayan Ermeni, Maronit ve Arnavut toplumlardı” (Jennings 1993: sayfa 367).İslam dinine geçen Maronitler Lefkoşa vilayetine bağlı Louroujina’da merkezleşiyorlardı.Onlara aşağılayıcı “Linobambaki” lakabı verilmişti (Rumca bir kelime olup keten ve pamuk anlamına gelir (Palmieri 1905? Makale 2468). Bu Maronitler her ne kadar Müslümanlığı Kabul etmiş görünseler de Hristiyanlığı tamamen terketmiş değillerdi. Bazı inançlarına hala bağlı idiler. Osmanlılar adayı terkettikleri zaman tekrar dinlerine dönme umudunu taşıyorlardı. Örneğin, çocuklarını Hristiyan geleneklerine göre vaftiz ediyorlardı ama diğer taraftan İslam dini gereğince erkek çocuklarını sünnet ediyorlardı. Ayrıca çocuklarına bir Hristiyan, bir de Müslüman ismi vermekteydiler (Hackett 1901: sayfa 535; Palmieri 1905? Makale 2464, 2468).

Kutsal Topraklardan gelen ve Franciscan mezhebine bağlı Papaz Celestin de Casalnuovo, Linobambakileri tekrar Hristyanlığa döndürmek için 33 yılını harcadı.Bazı toplumlar olumlu yanıt vererek ondan kendileri için okullar kurmasını istediler.Bu talebe karşılık onlara iki okul açtı.Fakat Rum hiyerarşisi Müslüman fanatikleri kışkırtarak Linobambakilerin üzerine saldırdı ve tarım alanlarını talan ettirdi.Canlarından endişelenen Linobambakiler bunun üzerine dini arzularından, tekrar eski dinlerine dönmekten vazgeçtiler (Palmieri 1905?Makale 2468).

 

Excerpta Cypria (Kıbrıs Alıntıları) kitabından alınan aşağıdaki bölüm Palmieri’nin Luricina’da Maronit bir toplum olduğu iddiası ile çelişkiye düşmektedir. Sir Francis George Hill, Kıbrıs tarihini en kapsamlı yazan tarihcilerden birtanesi. Palmieri bu konuda kesinlikle hatta yaptığını yazıyor. [23]

 

Papa Yedinci Clement’in Temsilcisi Rahip Jerome Dandini, Lübnan Maronitlerini ziyaret ettiğinde Kıbrıs’a da uğrayıp adadaki Maronit toplumunu da ziyaret etti.Dandini, Kıbrıs Maronitlerinin Papalığı Lübnan’da olan Maronit Patriğinin idaresinde olduğunu belirtiyor. Dandini ayrıca her bölgenin zaman zaman 1 papazı, bazen de Metoschi’de olduğu gibi 8 papazının bulunduğunu yazıyor. Dandini Kıbrıs’ta aşağıda isimleri verilen 19 Maronit köyünden bahsediyor: Metoschi, Fludi, Santa Marina, (Aya marina) Asomatos, Gambili, Karpasia, Kormakitis, Trimitia, Casapisani, Vono, Cibo, Ieri, Crusicida, Cesalauriso, Sotto Kruscida, Attalu, Cleipirio, Piscopia, Gastria. Ancak 1596 yılında adayı ziyaret ettiğinde adada fazla Maronit rahiplerinin kalmadığını, kimisinin adadan kaçtığını, bazılarının dinlerini değiştirmek zorunda kaldığını, ayrıca adada sadece 10 Maronit bölgesinin kaldığını ve bunların en önemlilelrinin Saint Marina, (Aya Marina) Cormakiti and Asomatos olduğunu yazıyor. Dandini, Maronitlerin durumunun çok kötü olduğunu da ekliyor. Maronitlerin yoksulluğunu, dini liderlerinin olmamasını ve bölgelerinin yoksulluğunu not eden Dandini, Maronit Patriğinin adaya bir Piskopos göndermesini önerdi. Öneriye uyularak 1598 yılında Piskopos olarak atanan Akura rahibi Moise Anaisi 1614 yılına kadar bu görevde bulundu. Onu ziyaretçi Piskopos olarak Lübnan’da bulunan Girgis al Hidnani takip etti (1614 – 1634) (Patriğin isteği üzerine Kıbrıs’ı 1652 yılında ziyaret eden Elias al Hidnani). [24]

 

*******************************************************************************************

 

1572 yılında yazılan  Mevkufat Defter Anadolunun çeşitli yörelerinden toplam 1689 ailenin Kıbrıs’a transfer edildiğini belirtiyor. Bu transfer uygulaması hız kazanarak devam etti. Aşağıda detayları verilen Mustafa Hasim Altan’ın mükemmel araştırması toplam 5720 ailenin listesini verir. Osmanlı alfabesi üzerine uzman olan Mustafa Hasim Altan, araştırmasında ve 2001 yılında 4 cilt olarak basılan kitapda, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı Devlet Arşivlerinde muhafaza edilen Sultan Selim’in orijinal fermanının çevirisini yapmış bulunmaktadır. Diğer kaynaklar; İstanbul Osmanlı Arşivleri; Muhimme Defteri XIX, SAYFA 334-335 (kopyası aynı zamanda KKTC Milli Arşivlerinde de mevcuttur; Belge 728 – 2531, kutu numarası 28).

Yerleşim alanları ile ilgili ek bilgi Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Arşivlerinde muhafaza edilen “İskan Defteri” ve Kamil Kepeci Defteri Numara 2551 kaynaklarından alınmıştır.

Osmanlıların adaya gelişi ile Venediklilerin adadan toplu göçü başlar.İlk zamanlar yapılan araştırmalar sadece Mesaoria ve Mazoto bölgelerinde 76 köyün tamamen boşaltıldığını gösteriyor. [25] Bu bölgelerin yeniden nüfuslandırılması hayati önem taşımaktaydı. Sultan Selim’in 21 Eylül 1572 tarihli fermanı Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden adaya gönderilecek her 10 aileden 1inin bu gerçek ışığında gözden geçirilmesini emreder.

 

Türkiye’den taşınan nüfusun geldikleri başlıca bölgeler şunlardır; İçeli, Taşeli, Manavgat, Mut, Alanya, Silindi, Burhanlar, Avşar, Maraş, Muğla, Çankır, Divriği, Kayseri, Çorum,Tarsus, Bolu, Bursa, Karaman, Bozök, Ulukışla, Akdağ, Bor, Ilgın, Şhakıl , Akşehir, Niğde, Beyşehir, Ürgü , Develihisar, Koçhisar, Seydişehir, Aksaray, Silifke . Orta Anadolu’dan 5720 aile neticede Kıbrıs’a aktarılmıştır.

Bu ailelerin bazıları Kıbrıs’a vardıklarında Venediklilerin boşalttığı köylere yerleştirildiler. Bunlar arasında şu köyler bulunmaktaydı; Luricina ( Akıncılar) Ay Sozomeno (Arpalık) , Aytotoro (Bozdağ) , Kalohoryo (Çamlıköy) , Elye ( Doğancı ) , Koççina (Erenköy) , Tremetuşa (Uzun Mese ) , Aybifan (Esendağ) , Amadyez (Günebakan) , Diyabodame (Ikidere) , Trahona ( Kizilbaş –Gelibolu) , Kserovuono (Kurutepe) , Margi (Küçükköy) , Vroişa (Yağmuralan) , Limniti (Yeşilırmak) ,Şillura ,Yılmazköy) , Fota (Dağyolu ) , Pileri (Göçeri ) , Trapeza (Teknecik) ,Templos ((Zeytinlik) , Prastyo ( Baf -Yuval) , Artemis ( Ardam), Aysimyo (Avtepe), Ovgoroz (Ergazi), Ayharida ( Ergenekon) , Konetra ( Gönendere), Sinde (İnönü), Kritya ( Kilitkaya), Kukla ( Köprü), Avgalida ( Kurtuluş), Korovya ( Kuruova) , Livatya ( Sazlıköy) , İpsillat ( Sütlüce), Evretu ( Dereboyu ), Melandra (Beşiktepe) , İstinco (Kuşluca), Ayastad ( Zeybekköy), Klavya (Alaniçi ), Aplanda , Pergama ( Beyarmudu) , Petrofan (Esendağ) , Köfünye (Geçitkale) , Mennoya (Ötüken), Pile, Goşşi (Üç Şehitler), Celya (Yıldırım) , Pitargu ( Akkargı) , Aksilu (Aksu) , Ayyani (Aydın), Anatyu (Görmeli), Antroliku (Gündoğdu), Pelatusa ( Kara-ağaç) , Ayyorgi (Kavaklı). [26] 

 

Not edilmesi gereken husus, Türkiye’den Kıbrıs’a aktarılan nüfusun tümünün Müslüman nüfustan oluşmadığıdır. Bazıları Hristiyandılar. İlk yerleşimden sonra köylerini terkeden bazı Hristiyanların geri köylerine dönmelerine izin verildi.Yukarıda isimleri verilen köyler haricinde bazı yeni köyler de fetihte yeralan askerler tarafından veya Türkiye’den sonradan gelen nüfus tarafından kurulmuştu.

Bu sitenin konusu olmasa da bu yeni köylerden bazıları şunlardı;, Mara , Lefke , Gaziveren , Beyköy, Ortaköy , Airda , Mora , Gönyeli , Marata ( Murataga), Sandallar, v.s.

Bilindiği gibi Osmanlı döneminde bazı Hristiyanlar çeşili nedenlerle Müslüman olmuşlardı. Luricina’da yaşayanların kaçının dinini değiştirip Müslüman olduğunu belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Ancak  kanıtlar 1572 yılında bazı Türklerin köyümüze geldiğini gösterir. Aynı zamanda din değiştirip Müslüman olan bazı Latinlerin 1571 yılında, Mağusanın fethi esnasında Luricina’ya aktarıldığı da biliniyor.Bölgede Hristiyanlığı terkeden başka Hristiyanların da olduğu ihtimali gözardı edilemez. Bariz olan gerçek, bugünkü aile ağaçlarının çoğunun yukarıda bahsedilen 1700lü yıllardaki ikinci dalga göçmenlerinden oluştuğu gerçeğidir. Bazı aileler kökenlerini henüz tesbit etmiş değillerdir. Araştırmamız devam edecektir.

 

 

[1] the great map of Leonida Attar. Written by Francesca Cavazzana Romanelli & Gilles Grivaud.The Bank of Cyprus Cultural foundation. 2006.

[2] The Archaeology of Past and Present in the Malloura Valley,'' edited by Derek Counts, P. Nick Kardulias, and Michael Toumazou, 2012.

[3] Halil Inalcik. Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest. 1969 page 10.

[4] Halil Inalcik. Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest. 1969 page 17.

[5] Halil Inalcik. Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest. 1969 page 15.

[6] The Archaeology of Past and Present in the Malloura Valley, edited by Derek Counts, P. Nick Kardulias, and Michael Toumazou, 2012.

[7] Nazim Beratli in a personal correspondence.

[8] Ahmet Gazioglu Turks in Cyprus page 181. & table II page 21 of Halil Inalcik's, Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest.

[9] Halil Inalcik page 22, table 3. Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest.

[10] History Studies, International Journal of History. 2012. Page 136.

[11] Halil Inalcik page 22, table 3. Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest.

[12] Names & locations of Cyprus lost in the depths of 2500 of history, by Dr Ata Atun.

[13] 1643 Tarihli/History 8428 Cizye defteri, which was the tax census of Christian subjects.

[14] Early family records of Lurucina, by Ibrahim Tahsildar (Tahsildar was a tax collector who kept records of all the families in Lurucina.

[15] Akıncılar (Lurucina) Türklerin Yüzyıllık Varoluş Mücadelesi By Hasan Yücelen 'Mudaho'.

[16] Ruppert Gunnis. Historic Cyprus 1936. Pages 329-330.

[17] Maps of Lord Kitchener. Section 10, drawn in 1882, and published in 1885.

[18] History Studies, International Journal of History 2012 Page 136.

[19] Excerpta Cypria 1908. Cyprianos. Page 355.

[20]  The Turks in Cyprus  by Ahmet Gazioglu, 1990.Page 77.

[21] Excerpta Cypria. 1908. Page 181.

[22] Palmieri 1905: col. 2462; Cirilli 1898: 14-15.

[23] George Hill. The history of Cyprus page 305. 1952

[24]  Excerpta Cypria 1908. Page 181-184.

[25] The Turks in Cyprus  by Ahmet Gazioglu, 1990.Page 74.

[26] The Turks in Cyprus  by Ahmet Gazioglu, 1990. Pages 91-92.

 

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

LURİCİNA TARİHİ İKİNCİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR

 

 

                             

Courtesy of Korman Kocaismail 31

The origins of Lurucina seems to be clouded in mystery. Stories and the legendary fable of the beautiful Lorenzia have been in existence for generations. No one really knows the truth, neither do I consider myself a leading expert on the subject. One thing is certain however, with 650 towns and villages on the Island, and a history going back to possibly the 12-13 century AD Lurucina itself is only important to the people who originated from the village. One fact remains however that Lurucinali's do feel they have a unique and diverse background that makes them feel special. The ability to converse in Turkish, Greek and English was, and still is a source of pride. One thing is certain, no matter what part of the world they have settled in, the people of our village have shown themselves to be adaptable, entrepreneurial and determined to succeed, and yet the love and yearning for their village is greater than ever. In-spite of the passage of time people will talk about the  good  old days when everyone was back home and happy. Naturally nostalgia and the yearning for their beloved relatives long gone play a massive part in these thoughts. That was a time when poverty and simplicity went side  by side. The unity of the family groups gave a strength of belonging, and the ridicule of other Cypriots of our unique local culture  Known as Linobambaki's (cotton woollies) cemented the bond to a level that was rare even by Cypriot standards.

 

My aim is not to add or dispute anything that has been said or written about our village. only to refresh and urge younger  and older generations alike to take another look at our past in order to carry it forward to future generations. The reality is, the last fifty years has seen an exodus that has decimated this unique and beautiful village's population to less then when the British took over in 1878. Politics, poverty and modern travel have all played a part. But one thing is certain the vast majority ( regardless of whether they live in the UK, USA, Australia, Turkey, Canada or any other part of the world)  who were born in Lurucina will always have their heart beating in the valley of Lorenzia.

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------

 

According to the maps of the Venetian period Lurucina was named Lorthing. In the 1540s however it was registered as Lorichina in the Contrada di Visconta (District of Visconta) which seems to indicate a Lusignan origin possibly 12-13 centuries AD. The Venetian census from the early 1500s may indicate that most of the inhabitants were Orthodox Greeks and a small number of Latins. The surrounding villages like Damalia, Aya Zorzi, Aya Marina and Malloura had some Latin communities. The most detailed record of these villages was for Malloura.  The records for 1565 recorded 81 adult freedmen (Francomates may have been freedmen, but legally they were still servants of their Latin Lords). With women and children it had an estimated population of 196 .[1] Malloura's origins go back to the Roman period and the estimated population during Roman rule was between 188-258. Malloura was abandoned during the Arab-Byzantine period but re-settled during the Frankish Lusignan period. It was a thriving village and the people earned their living from cereals, vineyards, orchards and herding .[2]

 

Athienou was the first farming village in the valley. It was established in the 1st century BC when Cyprus became a Roman Province. To the north of Lurucina however is the oldest town of the area which is the Ancient Idalion, founded in the early period of Greek settlement over 3000 years ago.

 

The Venetian census of 1562 established that there were 246 villages belonging to the state and 567 belonging to the nobility and Church. [3] The peasant's were simply tenants and owned no land. In order to understand the feudal system in Cyprus during Venetian rule a short explanation would help. The class difference in Cyprus played an important part in how the Island was ruled.  The Paroiki/Parici and the Perperiarii classes  in particular were downtrodden. The Paroiki (Parici) had to perform 2 days slave labour for the state and their Lords as part of their Ottoman Cyprus taxation. In addition they had to hand over anything between 20-66% of the crop they produced on their meagre land even though the land belonged to their Lords, who had absolute jurisdiction over the Parici. They were treated as mere slaves and could inflict any punishment they saw fit short of mutilation and death.  The Perperiarii who were the second class had risen from the Parici and had become ''freemen''. Their name derived from the tax which they paid in gold coins called ''hyperpers''. Most of the civil servants and wealthy citizens of Nicosia were from the Perperiarii, this of course did not save them from the wrath of the ruling Venetian lords who looked down on the 2 classes. The third class Lefteri (eleutheroi) were also called Francomati. This class came mostly from the Parici who had become free by making a substantial payment to their lord, but still had to carry on paying 10-20% of their crops to the lord for setting them free. In addition they had to pay tribute to the King in return for privileges. Though nominally free they were still subject to the jurisdiction of the ordinary magistrates .[4]

 

The Cypriot population during the Venetian period like the Ottoman period showed some wild fluctuations during the 82 years of occupation. A quick glance at the following table is enough to show this fluctuation.

 

                         (Parici. landless Serfs).         Francomati (Freed slaves).     Total

 

End of the  15th century Parici    47,185                            77,066                124,251            

 

1540 (F. Attar, M.L. III, 534)        70,050                             95,000                  165,050  

     

1562 ( B Sagredo, M.L. III,541)   83,653                            47,503                  131,156. [5]

 

As can be seen from the statistics while the fortunes of the peasant class changed wildly, the actual population hardly increased in 82 years. Gilles Grivaud the French researcher also quoting from the book, have all helped our knowledge on the local history surrounding Lurucina.  Their information gives us some informative details of the villages and populations around Lurucina in the last years of Venetian rule. The details may be from the 1562 or 1565 records.

 

the few villages mentioned.

Malloura 81

Athienou / Atirne  61

S Zorzi  (Petrofan ? ) 1

Damidia / Damalia) 31

Lympia  88

Louroujina / Lorthina  186

Potamia  66

Dhali  158. [6]

 

Important note;  The figures above may or may not include women and children. As can be seen in the first paragraph, Malloura may have had 81 ''Freedmen'' but the estimated population was 196. If that was to apply to Lurucina than the estimated population would be in excess of 300-350. It's unlikely however. In the absence of concrete archive evidence this is only speculative. It's clear from the historic  records that Lurucina was a decent size village for the period. The population was even larger than Athienou/Kiraci Koy and Dhali/Dali. The Ottoman census of 1572 of 24 households is not so detailed on the head count. A reasonable guess could be around 100-130 inhabitants. It does seem however that a drop in the population took place. If so, no doubt this would be the Latin element, and would explain why some families were transferred during the siege of Famagusta .[7] and of course some Ottoman settlers after the war. As many Latin homes were abandoned many of their homes were offered to new settlers or the soldiers who fought to capture the island.

Perhaps the most far reaching reform was the fact that the land or properties the peasants owned was that they were allowed to keep the land they owned on a perpetual lease basis with the right to pass the inheritance to their children. The Cizye for non Muslims obviously divided the status of the 2 religions but one advantage for the Christians was that they were not obligated to do national service with the result that they carried out their business and trade at a higher level than the Muslims who were often sent abroad to die and had less time to improve their family farms. Some Christians did no doubt find this not to their liking and some conversions to Islam were undertaken. This was mostly among the remaining Latin's who found themselves facing the backlash from their Orthodox neighbors and their new Ottoman masters. Conversion was a way of saving their lives and provided some security in their daily lives. After a few years the persecution declined in some areas and like Athienou village the Latin's were allowed to practice their faith, but were only permitted to work as hired muleteers. To this day Turkish Cypriots call Athienou by the name of 'Kiraci koy', which simply means the hirers or tenants.

 

One of the most interesting records which gives us an opportunity to make some comparisons with the village under the Venetians is the first tax valuation carried out on Lurucina  ( Named Lorthina  at the time ) by the Ottomans in 1572. This is because of  Halil Inalcik's research in 1969 of his Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest. [8]

 

The following information is on page 21 table 2.

Population                              Ispenje

Households 24                      Adult males      27

Batchelors     3                      Total tax         810

Widows          0

Tithes                                                        

Wheat    900

Barley  1,050

Flax           -  

Cotton       -

Fruits      975

Olives       55

Dues

Beehives                  10

Cocoons                    -

Garden produce        -

Sheep-tax                 20

Pig-tax                      40

Fines & other dues   95

From properties without heirs etc  75

Rural guardianship     -

Mills                            -

Tavern

Total;              4,030.

 

The Jizye (Military exemption tax)  for Lurucina was about 26-27% of the total tax paid by the Christians in the first Ottoman census. The burden of having to work at least 2 days a week for their Venetian Lords was reduced to one day; this must have been a great relief for the people of Lurucina as the extra day gave them the opportunity to concentrate on their own crops. Another advantage soon became apparent, as the landless peasants were allowed to keep the land they worked on a ''perpetual lease,'' with the right to pass on their holdings to their sons, this in effect turned the peasants into land owners. Title deed registrations did not come into effect however until the mid 1800s. A sworn testimony by at least 2 witnesses and the local Imam or priest was sufficient to prove ownership of land.

 

Lurucina's tax liability for 1572. [9].

Jizye                      Total of all taxes           percentage of tax                 average tax burden

                                                                   collected in kind                     per adult male

1,620                         5,704                                  54                                     210

 

Judging from the above tax payers population we can come to a rough estimate that the women were in equal number and perhaps half the population may have been children. Some disabled, or old men were of course exempt. With Turkish settlers still not in large numbers a fair guess for 1572 would be that the people were predominantly Christian.  By  1643 tax census showed that 41 households were Christian. [10] At the time of editing this information the figures for the Muslim population has not been found. All we can say is that the " Iskan defteri" ( Settlement Book ) Republic of Turkey Prime ministerial Archives , Kamil Kepeci Defter ( Book ) No 2551, listed Lurucina as having received some settlers in 1572. More details on this is given further down on this page.

 

Once the conquest of the island by the Ottomans was over the tax system was overhauled, which helped ease the burden of taxation. The list below gives some idea of the relief to the poorer classes in particular .[11]

 

Venetian Period                                              Ottoman period

2 days forced labour                                        One day a week forced labour

60,80 or 90 akche                                            30 akche from each tax as ispenje tax

Taken as fixed taxes

5 akche per head as salt tax                           Abolished

60 akche for each mule born                          Abolished

25 akche for each cow                                    Abolished

Giving birth

1 akche for each sheep yearly                       Abolished

1 akche for each lamb                                    Abolished

One third share of the crop

In the vineyards                                              Abolished

One and a half akche for

Every donum of land                                      Abolished

25 akche for each mare born                         Abolished

Not applicable                                              A new tax of 60, 80, 100 akche according

to  family’s wealth, was introduced for non Muslims. This was called the Cizye. (this tax made the Christians exempt from national service)    

                                                           

The situation in Cyprus before the Ottoman conquest was one of total domination and persecution by the Latin Venetians against the majority of Orthodox Christians who were predominantly Greek speaking. The  entry of the Ottomans gave control to the Orthodox Church. This move was the death knell for the Latin community. Many either fled the island, were massacred or  converted to Islam in order to avoid persecution. So the immediate question for us is, was Lurucina Latin, Orthodox, or were settlers brought in from Turkey??? A conclusive answer in the absence of written archive information makes it difficult to know the facts with any precision, therefore most of our knowledge on the history of Lurucina  is inconclusive. A massive effort is now in progress to acquire and translate the old Ottoman census archives in order to broaden our knowledge. The results can be seen on the Ottoman archive pages. In time this will be expanded as much more information is in the process of being translated. In the meantime all we can say is that looking at some of the remains (what little there is) of the Religious sites and names of the fields and hills may give us a clue, if at all. The first and obvious question would be to ask if the fable of Lorenzia has any foundations in fact. Sadly as appealing as the story is, no evidence has ever been provided. In the book "Names and locations of Cyprus lost in the depths of 2500 years of history"  by Dr Ata Atun the name starts with Lorthing then changes to Looretzena on to Louroujina and now Akincilar. [12] How and when the story of Lorenzia came about is a mystery that has persisted for generations. Sadly we may never know the truth. The 1831 census has also proven the story to be a myth as not a single well existed in the village at the time .[13] Just to remind people the start of the story was that Lorenzia used the well to draw water for her family and flock of sheep.

 

The Latin community although smaller than the Orthodox Greeks owned large tracts of land around Ay Sozomenoz, Bodamya and Lorthina (Lurucina) Aya Marina was in fact a  Latin Church. In 1643 there were 13  households registered in the village of Aya Marina. After a devastating earthquake  in  August of 1735 the surviving inhabitants moved to the village of Limbya which was originally called Olympia,  no doubt the numbers of Latin's were much less then the Orthodox population, and in time many converted to either Islam or Christianity

According to M de Cesnola who went to Cyprus during Ottoman rule the vast majority of "Linobambaki" were originally Latin's, who converted to save their lives, but secretly practiced the Christian faith. [14] Some historians among them Sir Harry Luke,and Rupert Gunnis concluded this to be the result.  What they did not mention however is the fact that from the mid 1700s to early 1800s a new wave of Turkish families came to the village which completely changed the ethnic makeup of the village. [15] The census evidence of the period confirm that the vast majority of today's genetic roots date not to the 16th century but to this particular migration.

 

There were of course other Churches in the area. Aya Philidhitiosa near the old Larnaca Nicosia road is one.  And let's not forget that in-spite of a smaller population the Greek Churches of Ay Andronicos (built in 1831) , Panayia and Ay Epiphanios were until the 1950s very active. St Epiphanios went  through some restoration  in 1864  which seemed to have spoilt the interior. One unanswered question remains on the Byzantine Church of St Catherine which according to R. Gunnis was close to the main Larnaca road 2 miles from the village. [16] In 1935 it was still standing and yet many old timers from Lurucina have no knowledge of its existence. Strangely many maps of the area do not include St. Catherine. Why? There was of course an Ay Katerina in Bodamya, but how could an historian with the  calibre of Rupert Gunnis mistake one for the other, if at all, and most important of all he clearly states that the Church 2 miles from Lurucina. In fact the location Gunnis describes sounds very much like the location of Aya Marina. The Mosque itself is not as old as most Churches, the existing mosque was built in the late 1800s or early parts of the 1900s, but the minaret was added in the 1930s. The central position of the mosque may give us a clue that some families may have settled in the early parts of Ottoman rule. Strangely however the Tahura family ( Ismail Ali 'Gicco' for example) who owned the properties adjacent to the mosque allegedly only came to the village from Turkey around the late 1700s to early parts of the 1800s. The question is who owned the land prior to the purchase by Mustafa Sari Tahura? The 1882 maps of Lord Kitchener prepared soon after British took over Cyprus in 1878 does in fact show that the mosque was in existence. It may not be the same building, but a smaller building that was used as a mosque. [17]  More research needs to be done to establish this.

 

Ancestors of the Galaba's, Pekri's, Lao's, Mavri's and Kavaz were settled in the area between the Mosque the small stream that ran through the village and the old Turkish Cemetery. Does that mean that they were older inhabitants of Lurucina? The Mehmet Katri family tree has been established as being one of the oldest and certainly largest family trees of Lurucina. The Ottoman translations from the 1878 census has shown this to be a fact. The Arabic Siliono's who came in the late 1700s settled on the suburbs of the village, this in itself can give us some clue which families may have settled in our village in chronological order. But another strange thing is that the vast majority of the family trees recorded go back 9/10 generations. No doubt the smaller Greek community lived in the village long before the arrival of the Turks, there is some record on this site of those families, but not much on the enigmatic and elusive Latin community which is reputed to have founded the village. More research needs to be carried out however before we can verify any details with a degree of certainty. As the Greek population of Lurucina has been added to our records, it confirms that they were in much smaller numbers, or at least from the mid 1700s on-wards. The Christian population in the 1643 census which registered  41 households prove that at that time the Greek population was larger than in the 1831 census [18] It would be a good guess that many either left the island due to pestilence, drought and malaria that hit Cyprus hard in the mid 1700s [19] some may have moved to the nearest village Limbya/Olympia. This paved the way for newcomers, namely our families. Aya Marina who registered 13 households in 1643 was also abandoned soon after due to the same reasons and possibly an earthquake which reduced the village to rubble. Most of the inhabitants also moved to Limbya

 

There is one bit of information that may help us in future research and  that is the Mevkufat Defter written in 1572, it records lists a total 0f 1689 families  being transferred to Cyprus from various parts of Anatolia. [20] The question is, who and where were they settled?? Perhaps one day we may find the documents that may give us that information

I would however like to share the following as some debate on this subject is needed,  others may of course come to a different conclusion.

 

There are some old timers who have suspicions that some of our people were originally Maronite's, and point to the Church of Aya Marina as evidence. I think we can safely dismiss that assumption on the basis that in August of 1596 and March of 1597 ( only 24-25 years after the Ottoman conquest) Girolamo Dandini, S.J., Professor of Theology at Perugia in Italy went to Cyprus. His mission was to investigate the condition of the Maronite community in Lebanon. but the report he left us on the Maronite's of Cyprus included the names of 19 settlements and  makes no mention of Lurucina at all. Hagia Marina is however listed. [21]

The following section is from a book by  Guita G Huorani and a few other writers including Palmieri. The section that is of most interest is the sections referring to the conversions in Lurucina in the year 1636. The claim by Palmieri in 1905 [22] seems to contradict the report by  Jerome Dandini when he visited Cyprus in 1596 and named all the remaining 19 Maronite villages  on the Island which does not include Lurucina. If we can discover the missing period before the 10/11 generations of families recorded on this site then perhaps we can complete the history of ALL THE FAMILIES OF OUR VILLAGE. In the meantime our search continues.

                         __________________________________

 

BY GUITA G HOURANI HIGHLIGHTED IN BLUE

The Cypriot Maronite's under Ottoman Domination (1571-1878)

 

''Known in general as dhimmis or infidels, like other Christians, the Maronite's were also called Suryani under the Ottomans (Jennings 1993: 132, 148-149). The Ottoman domination of Cyprus brought on the demise of the Maronite colony on the island. As their villages became depopulated through death, enslavement and migration, the Maronite population became almost extinct and, because of persecution and taxation, their bishops and archbishops became non-resident.

 

While the Greeks did nothing during the Ottoman invasion, the Cypriot Maronite's stood beside the Latins in their defense and saw the invasion of the island ruin their settlements. Soon after total Ottoman control over the island, the Ottomans recalled the allegiance of the Maronite's to the Latin's. Similarly, the Greeks remembered the oppression of the Catholic's, and since most of the Catholic's who had stayed on the island were Maronite's, it was they who suffered retaliation. Together, the Ottoman's and the Greek Orthodox inflicted the worst treatment on 'this unfortunate community' (Palmieri 1905: col. 2462; Cirilli 1898: 14-15). In 1572 the Maronite's had 33 villages and their Bishop resided in the Monastery of Dali in the district of Carpasie (Palmieri 1905: col. 2462) .

 

 

During Ottoman rule, 14 Cypriot Maronite villages became extinct. By 1596, about 25 years after the Ottoman conquest of Cyprus, the total number of Maronite villages had been reduced to 19 (ibid. 1905: col. 2462, Dib 1971: 177). The Ottomans, after annexing Cyprus, imposed increasingly high taxation on the Maronite's, accused them of treason, ravaged their harvests and abducted their wives and children into slavery (Cirilli 1898: 20). Many Maronite's had died during the defence of the island, many more were either massacred or taken as slaves, many others dispersed throughout the island to escape persecution, and those who remained in their villages found themselves in a pitiable condition (Cirilli 1898: 14-15). Consequently, a group fled to Lebanon, another group accompanied the Venetian's to Malta (Dib 1971: 177) and those who stayed behind "had to submit, in addition to the yoke of the conqueror, to that of the Greeks, which was no less troublesome" (ibid. 1971: 177). This treatment was the main reason why appointed Maronite clergy to Cyprus no longer resided on the island and preferred to stay in Lebanon. These atrocities were the most direct cause of the reduction in the Cypriot Maronite population and subsequently in the number of their villages. During this period, the Bishops who served the Maronite's were Bishop Youssef (+1588) and Bishop Youhanna (1588-1596) (Daleel 1980: 108). While the Ottomans ruled, the Greeks, who had gained a bit of advantage for a while, began their retaliation against the Catholic's –– which meant the Maronite's, who were the only Catholic's left on the island (Palmieri 1905: col. 2464). The vengeance of the Greeks began with the confiscation of the Maronite churches and was magnified by their accusation that the Maronite clergy was working for the return of Venetian rule to Cyprus and was plotting against the Ottoman Empire before the Sublime Porte in Istanbul. Consequently, the Ottomans inflicted their anger on the Maronite's. They killed, exiled, imprisoned and enslaved many. They obliged many others to embrace the Greek Orthodox rite and to obey the Greek hierarchy. This persecution caused a considerable number of Christian's, including a good number of Maronite's, to adopt Islam as a survival mechanism (Cirilli 1898: 11, 21; Palmieri 1905: col. 2468).

 

By 1636, the situation had become intolerable and the conversions to Islam began. "Since not everyone could stand the pressures of the new situation, those unable to resist converted to Islam and became Crypto-Christian's, mostly Armenian's, Maronite's and Albanian's in the northern mountain range and along the north coast, particularly at Tellyria, Kambyli, Ayia Marina Skillouras, Platani and Kornokepos" (Jennings 1993: 367). The Maronites who adopted Islam were centred in Louroujina in the District of Nicosia and were called Linobambaci -- a composite Greek word that means men of linen and cotton (Palmieri 1905: col. 2468). However, these Maronite who had converted in despair did not fully denounce their Christian faith. They kept some beliefs and rituals, hoping to denounce their 'conversion' when the Ottomans left. For example, they baptized and confirmed their children according to Christian tradition, but administered circumcision in conformity with Islamic practices. They also gave their children two names, one Christian and one Muslim (Hackett 1901: 535; Palmieri 1905: cols. 2464, 2468).

 

Father Célestin de Nunzio de Casalnuovo, a Franciscan from the Holy Land, worked for 33 years on returning the Linobambaci to their Christian religion. Some communities responded and asked him to establish schools in their villages. He obliged by opening two schools. But the Greek hierarchy continued to agitate the Muslim fanatics, who began attacking the Linobambaci and their agriculture fields. The Linobambaci, fearing for themselves, withdrew their religious aspirations and the whole re-conversion operation was halted (Palmieri 1905: col. 2468)''.

 

______________________________________________________

 

The following from Excerpta Cypria seems to contradict Palmieri's claim above that Lurucina had a Maronite community. As stated earlier Reverend Jérôme Dandini travelled to Cyprus to assess the condition of the Maronite community. Sir Francis George Hill who may have written one of the most comprehensive history of Cyprus claimed that ''Palmieri is almost certainly wrong in deriving them (the Linobambaki) from the Catholic Maronites. [23]

 

''Reverend Jérôme Dandini, the Envoy of Pope Clement VII, visited the Maronite's of the island during his papal mission to the Maronite's of Lebanon in 1596. Dandini stated the following.

 

''the Cypriot Maronite's were all under the authority of the Maronite Patriarch whose See was in Lebanon. He also declared that at times there was at least one priest for each parish and that sometimes there were eight, like in Metoschi. He named the 19 Maronite villages left in Cyprus: Metoschi, Fludi, Santa Marina, Asomatos, Gambili, Karpasia, Kormakitis, Trimitia, Casapisani, Vono, Cibo, Ieri, Crusicida, Cesalauriso, Sotto Kruscida, Attalu, Cleipirio, Piscopia, Gastria. However, when he visited Cyprus in 1596, he learned that there were not many Maronite clergy left, that many Maronite's had either fled or apostatized and that there were only ten parishes, the most important being Saint Marina, Cormakiti and Asomatos. He found the Maronite's in a miserable situation (Dandini 1656: 23). Noting the poverty of the Maronite people, the lack of priests to serve their communities and the sad state of their parishes, Dandini recommended that the Maronite Patriarch send a bishop to serve the Maronite's of Cyprus. In 1598, Father Moïse Anaisi of Akura was designated bishop and he stayed until 1614. He was followed by Girgis Maroun al Hidnani (1614-1634), who was a visiting bishop residing in Lebanon; Elias al Hidnani, who visited the Island at the request of the Patriarch in 1652''. [24]

 

In the Mevkufat Defter written in 1572, it records lists a total 0f 1689 families  being transferred to Cyprus from various parts of Anatolia. The policy of settlement increased and gathered pace.  In his excellent research listed below, Mustafa Hasim Altan lists a  total 5720 families

 

According to the  research done by Mustafa Hasim Altan, an expert in Ottoman writing and a book  published in 4 volumes in the TRNC in 2001, he translated the order given by Sultan Selim from the original archives documents at the Republic of Turkey Prime Ministerial State Archives ; Istanbul Ottoman Archives ; Muhimme Defteri ( Muhimme Book) XIX , Page 334-335 . Copy of which is also at TRNC National Archive ; Ref : 728-2531 , Box No 28.

Further information of settlements are sourced from " Iskan defteri" ( Settlement Book ) Republic of Turkey Prime ministerial Archives , Kamil Kepeci Defter ( Book ) No 2551.

 

With the arrival of Ottoman's on the island a great exodus occurred among the Venetian's.  In the preliminary searches it was discovered that 76 villages in the areas of Mesaoria and Mazoto alone were completely abandoned. Hence it became vital that these villages and areas had to be repopulated. Sultan Selim 2.’s decree on 21 September 1572 ordered that one out of ten families of the areas selected  to be transferred and settled in Cyprus have to be looked at in this light. [25]

 

Some of the main areas that Turkish people were transferred from were

İçeli, Taşeli, Manavgat, Mut, Alanya, Silindi, Burhanlar, Avşar, Maraş, Muğla, Çankır, Divriği, Kayseri, Çorum,Tarsus, Bolu, Bursa, Karaman, Bozök, Ulukışla, Akdağ, Bor, Ilgın, Şhakıl , Akşehir, Niğde, Beyşehir, Ürgü , Develihisar, Koçhisar, Seydişehir, Aksaray, Silifke . 5720 families from the  regions of central Turkey were eventually  transferred.

 

On arrival some were placed into the villages vacated by Venetians. Some of those villages included Luricina ( Akıncılar) Ay Sozomeno (Arpalık) , Aytotoro (Bozdağ) , Kalohoryo (Çamlıköy) , Elye ( Doğancı ) , Koççina (Erenköy) , Tremetuşa (Uzun Mese ) , Aybifan (Esendağ) , Amadyez (Günebakan) , Diyabodame (Ikidere) , Trahona ( Kizilbaş –Gelibolu) , Kserovuono (Kurutepe) , Margi (Küçükköy) , Vroişa (Yağmuralan) , Limniti (Yeşilırmak) ,Şillura ,Yılmazköy) , Fota (Dağyolu ) , Pileri (Göçeri ) , Trapeza (Teknecik) ,Templos ((Zeytinlik) , Prastyo ( Baf -Yuval) , Artemis ( Ardam), Aysimyo (Avtepe), Ovgoroz (Ergazi), Ayharida ( Ergenekon) , Konetra ( Gönendere), Sinde (İnönü), Kritya ( Kilitkaya), Kukla ( Köprü), Avgalida ( Kurtuluş), Korovya ( Kuruova) , Livatya ( Sazlıköy) , İpsillat ( Sütlüce), Evretu ( Dereboyu ), Melandra (Beşiktepe) , İstinco (Kuşluca), Ayastad ( Zeybekköy), Klavya (Alaniçi ), Aplanda , Pergama ( Beyarmudu) , Petrofan (Esendağ) , Köfünye (Geçitkale) , Mennoya (Ötüken), Pile, Goşşi (Üç Şehitler), Celya (Yıldırım) , Pitargu ( Akkargı) , Aksilu (Aksu) , Ayyani (Aydın), Anatyu (Görmeli), Antroliku (Gündoğdu), Pelatusa ( Kara-ağaç) , Ayyorgi (Kavaklı). [26]

 

It must be noted that not all the families transferred from Turkey were Muslim's , although vast majority were Muslim , some were Christian's. After the initial settlements , some Christian's were allowed to return to the villages that they had vacated . Apart from the villages mentioned above there were villages that were either set up by the soldiers that had taken place in the conquest , or came to settle from Turkey. Just to mention a few as this is outside the scope of this site, MARA , Lefke , Gaziveren , Beyköy, Ortaköy , Airda , Mora , Gönyeli , MARATA ( MURATAGA), SANDALLAR etc.

As is commonly known some Christian's had converted to Islam during the Ottoman time for various reasons. How many  if any had converted in Lurucina is something we may never know. Though the evidence points to some number of Turkish being transferred to our village just after 1572. In addition a few Latin families that had converted to Islam were also transferred to Lurucina during the siege of Famagusta in 1571. The possibility that there were some other conversions from Christianity may have taken place and should not be ruled out.  it seems clear however  that most  of todays family trees date from the above mentioned second wave of migrants during the 1700s. There are of course some families that have yet to be identified of their place of origin. In the meantime our search continues.

 

 

[1] the great map of Leonida Attar. Written by Francesca Cavazzana Romanelli & Gilles Grivaud.The Bank of Cyprus Cultural foundation. 2006.

[2] The Archaeology of Past and Present in the Malloura Valley,'' edited by Derek Counts, P. Nick Kardulias, and Michael Toumazou, 2012.

[3] Halil Inalcik. Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest. 1969 page 10.

[4] Halil Inalcik. Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest. 1969 page 17.

[5] Halil Inalcik. Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest. 1969 page 15.

[6] The Archaeology of Past and Present in the Malloura Valley, edited by Derek Counts, P. Nick Kardulias, and Michael Toumazou, 2012.

[7] Nazim Beratli in a personal correspondence.

[8] Ahmet Gazioglu Turks in Cyprus page 181. & table II page 21 of Halil Inalcik's, Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest.

[9] Halil Inalcik page 22, table 3. Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest.

[10]  History Studies, International Journal of History. 2012. Page 136.

[11] Halil Inalcik page 22, table 3. Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest.

[12] Names & locations of Cyprus lost in the depths of 2500 of history, by Dr Ata Atun.

[13] 1643 Tarihli/History 8428 Cizye defteri, which was the tax census of Christian subjects.

[14] Early family records of Lurucina, by Ibrahim Tahsildar (Tahsildar was a tax collector who kept records of all the families in Lurucina.

[15] Akıncılar (Lurucina) Türklerin Yüzyıllık Varoluş Mücadelesi By Hasan Yücelen 'Mudaho'.

[16] Ruppert Gunnis. Historic Cyprus 1936. Pages 329-330.

[17] Maps of Lord Kitchener. Section 10, drawn in 1882, and published in 1885.

[18] History Studies, International Journal of History 2012 Page 136.

[19] Excerpta Cypria 1908. Cyprianos. Page 355.

[20]  The Turks in Cyprus  by Ahmet Gazioglu, 1990.Page 77.

[21] Excerpta Cypria. 1908. Page 181.

[22] Palmieri 1905: col. 2462; Cirilli 1898: 14-15.

[23] George Hill. The history of Cyprus page 305. 1952

[24]  Excerpta Cypria 1908. Page 181-184.

[25] The Turks in Cyprus  by Ahmet Gazioglu, 1990.Page 74.

[26] The Turks in Cyprus  by Ahmet Gazioglu, 1990. Pages 91-92.

 

View of the village

Shared by courtesy of Korman Kocaismail

An Ottoman census form of 1650

A page of the 1572 Firman ordered by the Sultan Sultan Selim II for the settlement of Cyprus

 

From the book ''The Turks in Cyprus: A Province of the Ottoman Empire (1571-1878)''

Village history part 1.  Köy Tarihi birinci bölüm

Building the minaret in Lurucina. Circa late 1930'sor early 1940's

Courtesy of Husayn Nazim El Bakayi

1911 British census.

From the archives of Ismail Veli 'Kirlapo'

 

AA3 Courtesy of Hatice Elmastas 'Kerlo'

The ruins of Aya Marina

 

Courtesy of Hatice Elmastas

The 1881 British census

 

From the archives of Ismail Veli 'Kirlapo'

Close up map of Lurucina and Katrini

Cropped map of Lord Kitchener. 1885. (drawn in 1882, and published in 1885)  

From the archives of Ismail Veli 'Kirlapo'

Courtesy of K Kocaismail 17 Courtesy of K Kocaismail 18 Courtesy of K Kocaismail 22 Courtesy of K Kocaismail 6

 

an old well near the village mosque

Courtesy of Korman Kocaismail

The old Muhtar's house (Mayor)

Courtesy of Korman Kocaismail

Village hospital built by donations from the people of Lurucina in the late 1960's

Courtesy of Korman Kocaismail

Courtesy of Korman Kocaismail 31 Courtesy of Raziye Kocaismail 29 Courtesy of Raziye Kocaismail 30 Courtesy of Raziye Kocaismail 37 Kitchener map 5

Double click to insert title text here ...

A 1924 news report in the Ottoman script on the hanging of the 2 brothers accused of murdering the village priest

 

From the archives of Ismail Veli 'Kirlapo'

Courtesy of Suleyman Sultan 'Gato'

11 10 16 8 Konstantinos archives 16+2

having school lessons on the village suburbs was a way of life

Courtesy of Korman Kocaismail

Old village tools

Courtesy of Raziye Kocaismail

Old village tools

Courtesy of Raziye Kocaismail

A collection of old village tools and household items in the old family home in Lurucina

Courtesy of Raziye Kocaismail

A report by the Stamford Mercury dated 11 September 1735. about a massive earthquake in Cyprus

Courtesy of Wanda Forrest

A cropped map of Ayia Marina and Kastro hill..

 

Maps of Lord Kitchener. 1885. (drawn in 1882, and published in 1885)

An 1894 document showing the amount of grants given to villages by the British Government. Lurucina recieved £4.00

 

From the archives of Ismail Veli

From the archives of Ismail Veli 'Kirlapo'

From the archives of Ismail Veli 'Kirlapo'

An 1821 page from the National archives of Paris , France showing Lurucina as belonging to the Kaza/district of Degirmenlik. From the book of Ioannis Theocharides-Stefan Andrew. Published in 1996, Page 35

 

From the archives of Ismail Veli 'Kirlapo'

A short news reprt showing the migration of 25 families from Lurucina to Turkey published on eight September 1926

 

From the archives of Ismail Veli 'Kirlapo'

a36 Courtesy of Huseyin Nazim El Bakayi A46 Courtesy of Nazim El Bakayi Map of cyprus 1 1924 news article on Lurucina murder 3 Suleyman Sultan 10 KK_d____03924_00001 MAD_d___05084_00002 copy-1

The 1612 Ottoman census showed Lurucina only had about 25 househould

Firman of 1572 6 1911 Cyprus census 37 1881 census Aya Marina Report